Modern dönemle birlikte insanlara bazı güzellik kalıpları itelendi ve dönem dönem değişen birçok trendler getirdi. Bu güzellik kalıplarının getirdiği algılar da yayıldı. En yaygın olanı kesinlikle “iyi fiziğe sahip olmazsan beğenilmezsin” “ince olmalısın, fit olmalısın yoksa insanlar seni beğenmez” şeklinde.
İnsanların bu kalıpları kırması için “beden pozitivizmi” akımı yayıldı. Bu akımın asıl amacı insanların sağlıklı hissettikleri bedenle yaşamalarına yönelikti. Zaman içerisinde insanlara obeziteyi doğallaştıran söylemlere konu oldu.
Öncelikle şunu çok iyi bilmemiz gerek: Obezite, günümüzde yalnızca estetik bir sorun değil; birçok ciddi hastalığın temel nedeni olarak kabul edilen kronik bir sağlık problemidir. Bu hastalık Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından küresel bir salgın olarak tanımlanıyor. Erken müdahalenin hayati önem taşıdığı birçok bilimsel araştırmanın konusudur.
Peki obezite insan sağlığını nasıl etkiler? Obezitenin yol açtığı 5 kritik sağlık riskini konuşalım.
Kilolu bir insanın uzun yürüyüş yaparsa hissedeceği birçok rahatsızlık olur. Bunlardan biri kalbinde sıkışma, nabzın yükselmesidir. Ağırlık arttıkça kalbin çalışma kapasitesi zorlanır. Obezite, kalp sağlığını doğrudan tehdit eder.
Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve damar sertliği (ateroskleroz) gibi damar sağlığına da zarar verir. Kalbin ritmi bozuldukça kan dolaşımı zayıflar.
Tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kalp-damar hastalıklarıyla doğrudan ilişkilidir.
Yediğimiz besinler kan şekerimizin dalgalanmalarını direkt etkiler. Karbonhidrattan ve doymuş yağlardan zengin, şekerli gıdaları tükettikten sonra kan şekeriniz hızla fırlar. Bunun sıklığı arttıkça diyabete yaklaşırsınız.
Obez bireylerin beslenme şekilleri çoğunlukla bu şekildedir. Bu yüzden insülin direnci gelişme riski oldukça yüksektir. Bu durum zamanla Tip 2 diyabete yol açar.
Diyabet kontrol altına alınmazsa: Böbrek yetmezliği, görme kaybı ve sinir hasarı gibi geri dönüşü zor komplikasyonlara neden olabilir.
Az önce uzun yürüyüş örneğinde vermiştik. Yine aynı örnekle devam edelim; Obez bireyler uzun yürürse bir diğer hissedilecek rahatsızlık da eklemler ve kaslarda olur. Fazla vücut ağırlığı, özellikle diz, kalça ve bel eklemleri üzerinde ciddi baskı oluşturur.
Artan baskıyla eklemlerde kireçlenme, şiddetli sırt, bel & diz ağrıları oluşur. Kısıtlanan hareket kabiliyetiyle günlük yaşam kalitesini düşürür. Bir ayakkabıyı bağlamak bile zor gelir.
Yine uzun yürüyen obezimiz olsun, nabzı yükseldikçe nefesi de sıkışır. Obezite, solunum yollarını daraltarak nefes almayı zorlaştırır. BMI normal olan birinin merdiven çıkması ile yüksek olan biri arasında solunum çok farklıdır.
Düzensiz solunum, yüksek nabız ve rahatsız kas-iskelet sistemi kombinasyonu uyku apnesine neden olur. Bu rahatsızlık obez bireylerde sık görülür. Uyku apnesi gece nefes durmaları ve gün içinde aşırı yorgunluğa neden olur.
5. Psikolojik Sağlığı ve Yaşam Kalitesini Düşürür
Obezite yalnızca fiziksel değil, psikolojik sağlığı da derinden etkiler. Toplumsal baskı, özgüven kaybı ve beden algısı sorunları depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyonu beraberinde getirir. İnsanlar tarafından onaylanmayacağınızı hissedersiniz ve bu da sizi zaman içerisinde yorar.
Sonuç: Obezite Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır
Obezitenin yol açtığı sağlık sorunları ciddi olsa da, doğru tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilir. Beslenme düzeni, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli durumlarda cerrahi tedaviler sayesinde sağlıklı bir yaşama adım atmak mümkündür. Erken teşhis ve uzman desteği, obeziteyle mücadelede en önemli adımdır.
Bu mücadelede yalnız değilsiniz, size bir form kadar uzağız. Bu zamana kadar bize güvenen on binlerce hastamızın hayatına dokunduk. Sıra sizde mi?